Osmanlı meyhaneleri - Milliyet

Direct Source Verification: This story is aggregated from Milliyet (milliyet.com.tr). Full reporting rights and copyright belong to the primary publisher.
Milliyet AppUygulamayı AçWebWeb'de Devam Et YazarlarMehmet YalçınOsmanlı MeyhaneleriMehmet YalçınTüm Yazıları Osmanlı meyhaneleriPaylaş: 07 Ocak 2017Balat’taki meyhanelerin adedi sayılmaz dereceye vardı. Gündüzleri gedikli bekrîler, ikindiden sonra da akşamcılarla meyhanelerin he...

Milliyet AppUygulamayı AçWebWeb'de Devam Et YazarlarMehmet YalçınOsmanlı MeyhaneleriMehmet YalçınTüm Yazıları Osmanlı meyhaneleriPaylaş: 07 Ocak 2017Balat’taki meyhanelerin adedi sayılmaz dereceye vardı. Gündüzleri gedikli bekrîler, ikindiden sonra da akşamcılarla meyhanelerin hepsi doluyor. Kadeh şakırtısı, nara gürültüsü dünyayı tutuyor.”

Osmanlı devrinin ünlü yazarlarından Basiretçi Ali Efendi (o yıllarda soyadı kanunu olmadığından, her ünlü kişi bir lakapla anılıyor), 1800’lerin ilk yıllarındaki Haliç kıyısını ve özellikle Balat civarındaki meyhaneleri böyle anlatıyor.

Sirkeci’de paket postanesinin yerinde iki bacağı karada, dört bacağı denizde salaş meyhaneler, Babıâli caddesinde Steinbruch, Kafkas birahaneleri, Tavukpazarı, İskender boğazı, Balıkpazarı meygedeleri. Yedikule demgedeleri, sur dışında Mazaros’un çakmakçurhanesi, Bakırköy, Sakızağacı, Zeytinlik gazinoları... Beyoğlu’nda Strazburg, Kristal, Aftaloyos, Santral, cem ve dem-âbâdları...

Çalgı ve çakıntı ile karışık ve karmaşık takıntı yerleri.”

Bu renkli alıntıları, yeni çıkan bir kitaptan, Bilgi Üniversitesi’nde yardımcı doçent olan Işıl Çokuğraş’ın “Bekâr Odaları ve Meyhaneler - Osmanlı İstanbul’unda Marjinalite ve Mekân” kitabından aldım. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün yayımladığı 296 sayfalık kitap, bunlar gibi nice renkli bilgiyle dolu.

“Osmanlı dönemi meyhanelerine dair, sadece gayrımüslimlerin gittiği az sayıdaki yerler oldukları görüşü, arşiv belgeleri değerlendirildiğinde pek gerçekçi görünmemektedir” diyen yazar, önemli bir vergi kaynağı olan meyhanelere kah hoşgörülü yaklaşıldığını, kah yasaklarla üzerlerine gelindiğini aktarıyor. 1568 yılında İstanbul ve Galata kadılarına gönderilen emir mesela, buralardaki meyhane, kahvehane ve Tatar bozacılarının kapatılmasını, şaraplara tuz katılıp sirkeleştirilmesini buyuruyor. Afyonla mayalanan ve hayli alkol içeren Tatar bozası asırlarca Osmanlı’daki en önemli içkilerden biri oluyor, ekşi boza yerine alkolsüz tatlı bozanın yaygınlaşması ancak 18. yüzyıl sonlarında gerçekleşiyor.

Çokuğraş araştırmasında 1800’lerin başlarındaki İstanbul meyhaneleriyle ilgili rakamlar da veriyor. Bu tarihlerde sayıları 500’ü bulan (o dönemin nüfusu düşünülürse müthiş bir rakam!) meyhanelerin üçte birinin Galata, Beyoğlu, Tatavla (bugünkü Kurtuluş) civarında olduğunu, yaklaşık üçte birinin de Beşiktaş-Sarıyer arası sahil hattında bulunduğunu aktarıyor. İstanbul meyhanelerinin haritasını bile veriyor.

Bu renkli kitaptaki en hoş bölümlerden biri de, o dönemin meyhanelerinin adları: Kafesli, Hançerli, Tandırlı, Gümüş Endaze, Kasavet, Karagöz, Kel Serkis, Ormanos, Balta Yasef...

Doğrusu zaman tünelinde üç asır geriye gidip bu meyhanelerin birine ışınlanmayı isterdim. Kiminin üst katlarındaki özel odalarda kadın sakilerin içki sunduğu meyhanelerde bir tek atmayı dilerdim. Evliya Çelebi’nin deyimiyle “piyade meyhane”den, yani sokakta dolaşıp gizlice içki satanlardan bir yudum içip bıyığımı sıvazlayarak “yumruk mezesi” yapmayı da ihmal etmezdim doğrusu. n

Original Source
https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/mehmet-yalcin/osmanli-meyhaneleri-2374850
Visit Milliyet ↗
SHARE STORY:
𝕏 f in

Related Coverage in Technology